Tıp Tarihinde Top10 Yanlış Uygulamalar

0
1346
views

10. Çocuklar İçin Sakinleştiriciler

19.yy’da yetişkinler gündelik işleriyle o kadar meşguldüler ki, ‘hiperaktif’ çocuklara ayıracak vakit bulamıyorlardı. Çözüm basitti; çocukların tamamen güvenli bir şekilde saatlerce uyumasını sağlayan bir mucizevi şurup vardı! Aslında her şişe alabildiği kadar uyuşturucu madde ile doluydu. Özellikle diş çıkartma dönemlerinde kullanılan bu şuruplar, birçok bebeğin ölümüne neden olmasına rağmen reklamını yapan zamanın doktorları yüzünden uzun yıllar kullanılmaya devam etti.

9) Cıvanın Gücü

Milattan önce 1500’lü yıllar, cıvanın hiçbir şeyi ama aslında her şeyi tedavi ettiği yıllar… Eliniz mi kesildi? İlk yapılan üzerine biraz cıva sürmek. Cinsel iktidarsızlık veya adet düzensizliği mi yaşıyorsunuz? Yine çare cıvada. Hepimizin son derece toksik olduğunu bildiği cıva zehirlenmelerindeki başlıca semptomlar göğüs ağrıları, kalp ve akciğer problemleri, psikiyatrik tablolar ve kas spazmları olarak sıralanabilir. Cıvanın bütün bunlara rağmen hala nasıl 1000 yıldan fazla kullanılmaya devam edildiği ise muamma…

8) Öksürük İçin Eroin

19.yy’ın sonlarında insanlar öksürük olayını tedavi olarak eroin kullanacak kadar ciddiye alıyorlardı. Eroin? Sanırım ne olduğunu hepimiz biliyoruz, ama öksürük için kullanmak? İşin garip tarafı bunu kullananların illegal yollardan elde ettiğini düşünebilirsiniz ama bugün dünyanın önde gelen ilaç firmalarından Bayer eroinin patentine sahipti.  Aslında Bayer’in nazilerin sponsoru olan ve yahudilerin topluca katledilmesinde kullanılan gazı üreten kimya şirketi olan IG Farben’in bünyesinden çıkmış olduğunu düşünürsek o kadar da şaşırmaya gerek yok. Asıl şaşırtıcı olan geçmişte birçok savaş suçuna karışmış bir firmanın bugün hala nasıl bu kadar tercih edildiği.

7) Lobotomi

Psikiyatri koltuğunda oturduğunuzu ve ne kadar bunalımda olduğunuzu anlatmaya çalıştığınızı hayal edin. Doktor elinde kalem kağıt bir şeyler not ediyor ve sizin için uygun gördüğü tedaviyi anlatıyor; eline aldığı 25 cm’lik çubuğu göz çukurlarınızdan sokarak beyninizi ikiye ayıracak ve artık asla bunalıma girmeyeceksiniz! 1940’lardan 20.yy’ın ortalarına kadar lobotomi hemen hemen tüm mental rahatsızlıklar için kullanılıyordu; şizofreniden anksiyete bozukluğuna kadar. 1960’larda aileler ergenlik dönemi sorunlarını çocuklarına lobotomi yaptırarak çözmeye çalışıyorlardı. Lobotomi çılgınlığı aslında beynin içine bir şeyler sokmanın pek bir faydası olmadığı ortaya çıkana dek 70.000 kişiye uygulandı; sonuçlar beklenildiği gibi olmadı.

6) İdrar Terapisi

İsminden de anlaşılabileceği gibi bu yöntem de iyi bir sonuca varamıyor. Bir zamanlar insanın kendi idrarını tekrar içmesinin veya cilde uygulamasının sayısız hastalığa çare bulabileceğini ve oldukça sağlıklı (aynı zamanda köprü altı gibi kokan) bir bedene sahip olacağına yaygın bir şekilde inanıyorlardı. Tabiki her hangibir şeye faydası olduğuna dair bir kanıt yok. Bu tedavi yönteminin listede 6. sırada olabilmesinin nedeni bugün hala uygulanıyor olması. Evet, 2017 yılında bile bedeninden çıkan sıcak ve sarı sıvıyı içince hastalıktan kurtulabileceğine inananlar var.

5) Kan Vermek

Antik yunandan kalma bir teknik olan kan vermek, tıp tarihinin en çok kullanılan tedavi yöntemlerinden biriydi. Çünkü neredeyse her şey için kullanılıyordu. Sabah kalktınız ve kendinizi pek iyi hissetmiyor musunuz? Belki de çok fazla kanınız olduğu için. Eğer öyleyse birazını akıtarak her şeyi çözebilirsiniz. Bu fikir bugün oldukça absürt gelse de humoral patoloji teorisine göre yapılabilicek en iyi tedaviydi. Bilmeyenler için özet geçmek gerekirse humoral patoloji teorisine göre; 4 temel elementle ve 4 mevsimle ilişkileri olduğuna inanılan 4 vücut sıvısının (açık renkli safra, koyu renkli safra, kan ve mukus) dengesinin bozulması veya kirlenmesi hastalığa neden olan etkenlerdir. Bu açıdan bakınca rahatsızlanan kişilerin hastalığın ne olduğuna aldırmaksızın kendilerini daha çok hasta edecek kadar kan vermeleri mantıklı hale geliyor…

4) Hardcore Diyetler

Tarih boyunca balık etli kadınlar tercih edilmiş olsa da, 20.yy sıfır beden akımının zirvede olduğu yıllar olarak biliniyor. Dolayısıyla kadınların fazla olan 5 kiloyu vermek için kendilerini ölüme kadar götüren haplar kullanmalarına o kadar şaşmamak gerek. Birçok ilaç gerçekten kilo vermeye yardımcı olmasına rağmen beraberinde ateş, kalp hastalıkları, körlük, doğum anomalileri ve ölüm gibi gözardı edilemeyecek sonuçlar da getiriyordu. 1950’ler ve 60’ların diyet hapları, kullananların bir daha bırakamamalarıyla ünlüydü. Sebebi içlerinin amfetamin gibi uyuşturucularla dolu olması olsa da hangi kadın yaz aylarında bikinin içinde mükemmel görünmek istemez ki? Bundan daha trajik bir tablo olamaz diye düşünürken araya girerek 1920lerin diyet haplarının aslında kurutulmuş tenya (bağırsak kurdu) ve yumurtalarından yapıldığını da söylemek isterim.

3) Histeri Tedavisi

Tarih boyunca mental hastalıklar çoğunlukla işkence niteliğinde tekniklerle tedavi edilmeye çalışıldıysa da bu noktada bir istisna mevcut. Histeri hastası olan birçok kadının cadılıkla suçlanarak yakıldığı orta çağdan 19.yy’a gelindiğinde kadınların kendileri doktora giderek histeri olduklarını iddaa etmelerini sağlayan mucizevi teknik; vajinal masaj. ‘Bu başlık neden 3. sırada peki?’ diye düşünebilirsiniz ama pek de tedavi edici bir yanı olmadığı halde zamanla bir akım yaratarak adına film bile çekilmiş olması -bkz. Hysteria (Beni mutlu et) 2011-  ve günümüz vibratörlerinin icadının bu terapiye dayandığını göz önünde bulundursak yerini hak ediyor sanki.

2) Trepanasyon

Bilinen en eski cerrahi işlem olan kafatasına delik açma işinin mağara adamı zamanlarında daha uygulandığı biliniyor. Tarih boyunca trepanasyon en çok nöbetler ve migren tedavisinde uygulanmış. Ayrıca İnka ve Maya gibi antik medeniyetlerde kozmetik amaçlı olarak da kafatası deliyorlarmış. Eh, bu medeniyetlerin yok olduğunu göz önüne alarak pek de başarılı bir işlem olmadığını varsayabiliriz. Ama bu yöntemden bile daha korkunç bir şey varsa o da bugün hala bir yerlerde trepanasyon uygulamaları yapanların varlığıdır.

1)  Thalidomide

60 yıl önce, Ekim 1957’de insanların yaşamını kabusa çeviren olayın temelleri atıldı. Arkasında dönemin başarılı ama son derece sayko doktorlarının olduğu bir ekip “Thalidomide” etkin maddeli “Contergan” adını verdikleri “masum” ilacı ürettiler. Böylece dünya tıp tarihinin en büyük utancı başlamış oldu: Thalidomide Faciası. Grünenthal firmasının ürettiği Contergan adlı ilaç hamilelerde uyku problemlerini ve sabahları duydukları kimi rahatsızlıkları gidermek için üretildi. 1957’den 1961’e kadar Batı Almanya’da piyasada kaldı, ilaç Avustralya’ya kadar kıtalar arası bir dağıtım ağına çıkmıştı. 50 ülkede satılan Thalidomide etkin maddesine sahip farklı ilaçlar vücutlara yayılmaya başlamıştı. Sonuç ağır oldu: 90.000’den fazla düşük, 10.000’den fazla sakat ve ölüm. Reçetesiz satılan Contergan prospektüsünde “hamile kadınlar, anne ve çocuklar tarafından güvenle kullanılabileceği” yazıyordu. Oysa yeterli testler yapılmamış hatta kimi denemelerde toksit durumlar fark edilmişti. İlaç yine de piyasaya sürüldü ve dönemin en çok satan ürünlerinden oldu. Zamanla sayılar artmaya başladı. Bebeklerin elleri ve ayakları gelişemiyor, kasıktan ya da omuzdan kolsuz-bacaksız deforme uzuvlar ortaya çıkıyordu. Bebeklerde körlük ve sağırlığa da rastlanıyordu. İlk kurbanlar durumu aynı zamanda en trajik olanlardı. Kusurlu doğan bebeklerde sorunun ne olduğu bilinemediği için net teşhis koyulamıyor ve kimileri 5-6 yaşlarından sonra zihinsel engelli olabilecekleri sebebiyle akıl hastanelerine yatırılıyordu. Yüz binlerce insanın hayatını kabusa çeviren Contergan adlı ilacın mucidi, Hitler’in ari ırk çalışmalarının hevesli doktorlarından biri olan; Heinrich Mückter’dir. İlaç piyasaya çıktıktan dört yıl sonra 1961 yılında  bir çocuk doktoru olan Widukind Lenz tarafından mercek altına alındı. Lenz, özellikle erken hamilelik dönemindeki Thalidomide kullanımı ve kusurlu doğumlar ile ilgili kanıtları Grünenthal’a sundu. Kasım ayının ortalarına doğru firmanın artık kaçacak deliği kalmamıştı ve Contergan toplatılmaya başlandı.

Thalidomide’in mağduru olmayan sadece iki ülke olduğu söyleniyor: Türkiye ve Abd. Kaynaklara göre Ord. Prof. Dr. Süreyya Tahsin Aygün adlı İstiklal Madalyalı kahraman sağlık bakanlığını ilaca karşı uyarıyor ve Thalomide’in ülkeye genel girişi engelleniyor.

 

 

 

ESRA GIONUOS HALIL

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here