Zirve

0
649
views

Kaçkarların 3932 metrelik zorlu zirvesine kış tırmanışı yapmak… İnsanları buralara kadar çeken şey ne? Aslında ölüm pahasına dağlar neden insanları kendine çekiyor? Kimileri şehirdeki gürültüden, patırtıdan, zorlu insan ilişkilerinden kaçıp kendisini daha huzurlu hissedip kendisini tanımak için; kimileri egolarını tatmin etmek, fotoğraf çektirmek için… Ve kimileri de güzel bir örnek verecek olursak Outside Magazine dergisi Amerikalı bir kadın dağcı ile röportajında soruyor: ‘Ne işiniz var dağlarda, sizi dağlara çeken şey nedir?’ Dağcı kadın: ‘Annemi kaybettikten sonra dağlara çıkmaya başladım. Çünkü onun ruhuna yakınlaştığımı, onun ruhunla birleştiğimi hissettim. Bu bana büyük bir huzur veriyor. Doğa bazıları için sınırsız bir meditasyon kaynağı oluşturur. Benim için de öyle sanırım.😊

 

Kış koşullarında dağda bulunmanın birçok riski vardır tabii ki ve bunlardan birisi de çığ tehlikesidir. Çığ, çok basit olarak, kar kütlesinin yamaçtan aşağıya kayması anlamına geliyor. Bu çok doğal bir olay. Dünya üzerinde yerçekimi kuvvetine bağlı olarak milyonlarca kere çığ düşüyor. Asıl sorun işin içine insanın karışmasıyla başlıyor. Başımıza gelebilecek en büyük tehlikeli şeylerden bir tanesidir çığ. Bunun için birçok önlem almamız gerekir. Yola çıkarken çığ durumunda mutlaka yanınızda bulunmanız gereken 3 temel ekipman vardır: çığ çubuğu, kürek ve sinyal gönderici. Çığ çubuğu, çığ altındaki kişiyi aramak için; sinyal gönderici ise 80 metre kar altından bile sinyal gönderebilir ve hareket ettiğinizde yön talimatları vererek rotanızı belirler. Çok deneyimli ve tam teşkilatlı ekipmanlara sahip olsanız bile çığa maruz kalmamak için tırmanıştan önce çığ parkurlarını iyi tespit edip nerelerden ne zaman geçeceğinizi çok iyi planlamalısınız. Tırmanış için çığ parkurundan geçmek zorundaysanız güneşin az olduğu zamanda ve önce birisinin parkuru geçmesini bekleyip sırayla çıkmanız gerekiyor. Arkadaşımızın tırmanışı sırasında çığ düştüğünü varsayarsak, sinyal gönderici sayesinde konumu tespit edip çığ çubuğu ile tam olarak kesinleştirdikten sonra kürek ile kazıp kazazedeyi kurtarmaya çalışacağız. Kazazedeye ne kadar çabuk ulaşırsak yaşama şansını o kadar arttırırız. İlk 15 dakika içinde ulaşırsak kazazedenin %80 olasılıkla yaşam şansı vardır. Çığ altında kalanların %90’ı havasızlıktan boğularak ölüyor. Bu nedenle kazazedeye ulaştıktan sonra ilk olarak havayolunu temizleyip havayolunu açmak gerekiyor ki rahat nefes alıp verebilsin. İkinci olarak yapmamız gereken sinyal vericileri kapatmak ve başka çığ altında kalan var ise sinyallerin karışmasını önleyebilmektir. Sonrasında ısı kaybını önlemek ve yaraların tedavi edilmesini sağlamaktır. Çığ altında kalan kişinin bilinci yerindeyse ilk yapması gereken şey tükürmektir. Eğer tükürüğü suratına düşüyorsa yukarı bakıyor, aşağı düşüyor ise aşağı bakıyordur.

 

Bazı sıkıcı ama önemli teknik bilginin ardından tırmanışa devam ettiğimizi düşünürsek bir miktar irtifa kazandıktan sonra şuan 2110 metredeyiz. Hava kararmaya başladı. Bir yerde kamp yapmamız lazım. Eğer çadırda kamp yapmak için uygun bir hava ve zemin var ise çadırımızı kurabiliriz elbette. Çadırımızın zeminini kürekle kardan temizledikten sonra eğer fırtına çıkacak gibi ise çadır elverişsiz olacaktır. Bu durumda kar mağarası yapmamız gerekiyor. Kar mağarası için birikmiş olan karı kazarak zemini bulmak gerekir. Ortalama boyda bir insan için 180-200 cm ilk derinlikte kar tabakası iş görecektir. Zemini bulduktan sonra ağacı oyar gibi kar tabakasının içini oymamız ve kendi vücut ölçülerimize uygun bir mağara açmamız gerekiyor. Kar mağarasının kesinlikle çığ parkurunda olmaması ve rüzgara karşı da gayet izole edilmiş olması gerekir. Barınağımızı kendimize göre oyduktan sonra uyuyacağımız yere izole malzemesini ,mat, koyuyoruz. Hava sirkülasyonunu sağlamak için yukarıya bir delik açıyoruz ve barınağımızın kapısını da kar ile kapatıyoruz. Dışarda ise hava -20,    -25 derecelerde. İçeride bir tane mum yakmamız ortam sıcaklığını neredeyse 0 derecelere kadar çıkaracaktır. Çok güzel bir uyku ile sabahın erken saatlerinde uyanır insan doğadayken.😊  İlk başlarda çok rahatsız edici gelir sert zeminde ve yastıksız uyumak. Ama bir süre sonra hayatta kalma güdülerimiz çalışıyor galiba ve ortama adaptasyon sağlıyoruz. Artık her yerde her koşulda uyuyabilirsiniz.😁  Güzel bir uykunun ardından uyandığımızda artık hava gayet iyi durumda. Şu an 2110 metredeyiz ve bugünkü hedefimiz 2900 metre. Yüksek irtifa fizyolojisinde 2500 metreden sonra günde 300-400 metre çıkmamız gerekiyor. Oksijen satürasyon düşüklüğüne bağlı olarak bir takım nöropsikiyatrik değişiklikler oluyor. Bunları tek tek anlatmak bana düşmüyor sanırım, Fadıl hocamız KDS dersinde çok güzel anlatıyor zaten .😁  2900 metredeki kamp alanına ulaşmak için iki tane vadi var. Biz çığ riski daha az olan Çaymakçıl vadisinden geçeceğiz. Yol üstünde bir kurt izi görürseniz ki çok şanslısınızdır; oranın vahşi olduğunu görmek ve o kurdun tek başına özgüveni muazzam gelişmiş bir şekilde gezmesi benim için çok güzel bir duygudur. Yaklaşık 7-8 saatlik bir yürüyüş ardından son kamp yeri olan Mezovit’e ulaştıktan sonra çadırımızı da kurup yarın zirve için yolumuza devam edeceğiz. Saat gece 3’te uyandık. Bugün büyük gün: zirve zamanı. Bir süre daha irtifa aldık ve artık son 1 saate zirvede olacağız. Ama beklenmedik bir olay yaşanıyor. Ana kamp telsiz ile bizi uyardı 3 gün sürecek bir fırtına geliyor; hayatta kalmak istiyorsanız hemen inmelisiniz diye. Buraya kadar gelmişken devam etmek geliyor insanın içinden ama en iyi dağcı, yeri geldiğinde zirvenin dibinden inmesini bilendir.

Yazımı Serdar Kılıç’ ın her zaman söylediği bir sözü ile bitirmek istiyorum.

“Aslında doğada nesli tükenmekte olan tür doğadaki insandır.”

Samet CEPE

Sonraki İçerikRüzgarda Yürüyen İskeletler
TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here